Soğuk Çay

Bazen en ağır yük, hiç söylenmeyen cümlelerdir.

Bazı sessizlikler, söylenmiş en ağır cümlelerden bile daha fazla yer kaplar.

Son zamanlarda hayatımdan çok kişi eksildi. Sessizce elendiler hayatımdan. Belki de söylenecek çok şey vardı ama hepsinin yerini kocaman bir sessizlik aldı. Böylesi daha mı iyiydi, daha mı kötüydü karar veremiyorum bazen. Küçüklüğümden beri sorunları sessizlikle karşılayanlardan oldum ben. İçime atıp zamanın halletmesini bekledim. O yüzden vedalarım da çoğu zaman sessiz oldu. Dertlerim de bireyseldi. Sessiz değildiler belki ama kabullenişim hep sessizdi.

Böyle zamanlarda zihnimde hep aynı sahne canlanıyor. Sanki bir masada iki kişi oturuyor ve iki çay söylenmiş. Kimse konuşmuyor. Biri etrafa dalgın dalgın bakıyor, diğeri ise çay kaşığını sabırsızca karıştırıyor. Ortamdaki tek ses çay kaşığının bardağa vururken çıkardığı ses. Çaydan yükselen buhar çoktan kaybolmuş. İki çay da soğumuş.

Muhtemelen bu yüzden ne zaman böyle bir durum yaşasam kendimi soğuk bir çay gibi hissediyorum. Neden çay diye soracak olursanız; çay bana samimiyeti hatırlatıyor. Konuşmaları, arkadaşlıkları, aileyi… Vedalar ve sessizlikler ise tam tersine soğuk ve buruk hissettiriyor. İşte tam da bu yüzden içimde hep soğuk bir çay taşıyormuşum gibi geliyor. Oysa çayın sıcak olması gerekmez mi?

Söylenmeyen cümlelerin ağırlığı ise büyümeye devam ediyor. Zaman geçtikçe daha da ağırlaşıyor. Birkaç gün önce yine bir elenme oldu. Bir arkadaşımla bağlarımız koptu. Son sözleri, artık bana yazmak istemediğini söylemek oldu. Ben ise bunu yine sessizlikle karşıladım. O tanıdık soğuk çay sahnesi yeniden zihnimde belirdi.

Ardından duygusal yeme davranışım tetiklendi. Çünkü ben üzülünce yemeye yönelenlerdenim. Tam toparlanıyorum derken hayatımdaki başka bir insanın da konumu değişti. İtiraf etmem gerekirse bu, ilk soğuk çay kadar canımı yakmadı. Ama başa çıkma şeklim yine aynıydı: kabulleniş ve sessizlik.

Sessizliğin içimde kapladığı yer giderek büyüdü. Bazen düşünüyorum; bazı cümleler söylenmediği için mi bu kadar ağırlaşıyor, yoksa onları yıllarca içimizde taşıdığımız için mi?

Bunun cevabını hâlâ bilmiyorum.

Tek bildiğim bir şey var.

Çaylar soğumadan konuşabilmek gerekiyor.

Sımsıcak çaylar içmeniz dileğiyle, bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

📖 İç Cep Günlüğü’ne Katıl

Yeni yazılar yayımlandığında ilk sen haberdar ol.

İstenmeyen e-posta göndermiyoruz. İstediğin zaman abonelikten ayrılabilirsin.

📖 İç Cep Günlüğü’ne Katıl

Yeni yazılar yayımlandığında ilk sen haberdar ol.

İstenmeyen e-posta göndermiyoruz. İstediğin zaman abonelikten ayrılabilirsin.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top