KBB Stajından Hayata Dair Notlar

Bu hafta bana tıbbın öğrettiklerinden çok, hayatın ne kadar çabuk yarım kalabildiğini öğretti.

Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi KBB stajına başladım ve bir haftayı bitirmiş bulunmaktayım. Dürüst olmam gerekirse çok büyük bir heyecanla başlamadım ama pek çok hasta görme şansı buldum. Şimdi sizinle bir iki tanesini paylaşmak istiyorum.

Kulağı delinmiş bir hasta gördüm. Havuzda aldığı bir darbe sonucu kulak zarı delinmişti. Beni asıl şaşırtan nokta ise şu oldu: Kulak zarı yaklaşık %90 ihtimalle kendiliğinden kapanıyormuş. Kapanmadığı durumlarda ise ameliyat gerekebiliyormuş. Vücudun kendini bu kadar güzel onarıp tamir edebilmesine şaşırdım.

Bir diğer hasta ise “Kulak kristallerimin oynadığından şüpheleniyorum.” diyerek geldi. Bunun tıptaki adı benign paroksismal pozisyonel vertigo, yani BPPV. Başın belirli pozisyonlarında vertigo görülmesiyle BPPV’den şüpheleniliyor. Tanı için en sık Dix-Hallpike testi kullanılıyor. Hastanın başı yaklaşık 45° yana çevrilip hızlıca sırtüstü, başı ekstansiyonda olacak şekilde yatırılıyor. Vertigo ve tipik nistagmus oluşması tanıyı destekliyor. Tedavide ise Epley manevrası uygulanıyor.

Bunlar dışında pek çok rinoplasti gördüm ve bolca kulak kiri… Kulak kirinin aslında sağlıklı olduğunu ve kulak çubuğuyla temizlenmemesi gerektiğini de uygulamalı olarak görmüş oldum. Çünkü kulak kirini temizlemeye çalışırken onu daha da içeri doğru itebiliyorsunuz ve bu da tıkanıklığa yol açabiliyor.

Bütün hafta insanların bozulan, yerinden oynayan, zarar gören şeylerini nasıl düzelttiğimizi öğrenirken beni en çok sarsan haberi aldım.

Tanıdığım bir insanın ölüm haberi…

Yeni mezun olmuş bir tanıdığım trafik kazası geçirdi. Ders çalışmak için hastaneye motorla gelirken bir kamyonun altında kaldı. Başta inanmakta zorluk çektim. O kadar başarılı, o kadar iyi biriydi ki anlatamam. İçimi yine buz gibi bir soğuk çay kapladı.

Bu acı haber beni çok düşündürdü.

Delinen kulak zarı kapanabiliyor. Yerinden oynayan kristal yerine getirilebiliyor. Enfeksiyon tedavi edilebiliyor.

Ama bazı şeylerin geri dönüşü yok.

Hayatı sürekli erteliyoruz. “Şu bitsin bunu yapacağım, bunu halledeyim rahatlayacağım.” diye düşünüyoruz. Halbuki sonramızın garantisi yok.

Bazı şeyler kendiliğinden iyileşiyor, bazıları bir manevrayla yerine oturuyor; bazılarıysa bize yalnızca hâlâ vaktimiz varken yaşamamız gerektiğini hatırlatıyor.

Bu yazıyı, bana hayatı ertelememek gerektiğini en acı şekilde hatırlatan o güzel insana ithaf ediyorum.

📖 İç Cep Günlüğü’ne Katıl

Yeni yazılar yayımlandığında ilk sen haberdar ol.

İstenmeyen e-posta göndermiyoruz. İstediğin zaman abonelikten ayrılabilirsin.

📖 İç Cep Günlüğü’ne Katıl

Yeni yazılar yayımlandığında ilk sen haberdar ol.

İstenmeyen e-posta göndermiyoruz. İstediğin zaman abonelikten ayrılabilirsin.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top