Bir Mesajı Beklerken Aslında Neyi Bekliyoruz?

Telefonumun ekranını kaçıncı kez açtığımı bilmiyorum.
Aslında yeni bir bildirim gelmediğini biliyorum. Hatta gelmeyeceğini de biliyorum. Ama yine de elim fark etmeden aynı uygulamaya gidiyor, aynı konuşmayı açıyor, aynı boşluğu kontrol ediyor.
İşin ilginç tarafı şu:
Beklediğim şey gerçekten o mesaj mı?
Yoksa o mesajın bana hissettireceği şey mi?
Birinin mesajını beklediğimizde çoğu zaman sadece birkaç kelime beklemiyoruz. İlgi görmeyi , seçilmeyi , merak edilmeyi bekliyoruz.
Bende de tam olarak bu his oluştu. Hiç gelmeyeceğini bildiğim bir yerden ısrarla mesaj beklemeye devam ettim . Merak edilmek ilgilenilmek istedim ama istediğim gibi gelişmedi. Bir noktada mesaj geldi ama buz gibiydi açıkçası. Uğraşılmamış, soğuk ve öylesine. Kendimi bu kadar değersiz hissettirmesine rağmen peki ısrarla neden mesaj beklemeye devam ediyordum ?
Derdim sadece değerli hissetmek miydi yoksa mesajı beklediğim kişi tarafından mı değerli hissettirilmek istiyordum ?
Bunları sürekli sorgulamaya başladım. Sorguladıkça da hikayeyi en başından geri sardım .
Yaklaşık beş ay önce biriyle tanıştım. Hiç görüşmedik. Aynı masada oturmadık, aynı sokakta yürümedik. Buna rağmen bana tuhaf bir şekilde tanıdık geldi.
Bazı insanlar vardır; onları uzun zamandır tanıyormuşsun gibi hissedersin. O da benim için biraz öyleydi.
Zaman geçtikçe konuşmalarımız günlük hayatımın küçük bir parçası haline geldi. Sonra daha büyük bir parçası.
Ama hiçbir şey net değildi. Bazen çok yakındık, bazen günlerce birbirimize yabancı gibiydik. Bir vardı, bir yoktu. Mesajlarımızın sıklığı da, hislerimiz de aynı dengesizliği taşıyordu.
Bir noktada ikimiz de bunun net bir yere gitmediğini kabul ettik fakat kabul etmek, vazgeçmek anlamına gelmiyormuş. Ben bunu çok sonra anladım.
Ama hikâye bitmedi. Hâlâ konuşuyoruz. Hâlâ birbirimizin hayatında bir yerlerdeyiz. Belki tam da bu yüzden kendimi telefon ekranına bakarken yakalıyorum.
Çünkü kesin bir veda yok. Kesin bir başlangıç da yok. Arada kalmış bir şey var. Sanırım insanı en çok yoran da bu.
Bir şeyin tamamen bitmesi değil, bitmemiş gibi durması.
Bu yüzden uzun süre kendime şu soruyu sordum:
Ben gerçekten bir mesaj mı bekliyordum?  Yoksa o mesajla birlikte gelecek umudu mu?
Belki de beklediğim şey mesaj değildi. Çünkü mesaj geldiğinde hissettiğim şey rahatlama olmadı. Tam tersine, hayal kırıklığıydı.
O zaman anladım ki insan bazen bir kişiyi değil, o kişinin temsil ettiği ihtimali bekliyor. Belki değer göreceği ihtimalini. Belki seçileceği ihtimalini. Belki de sonunda netleşeceği ihtimalini.
Beklemek bu yüzden yorucu. Çünkü beklediğimiz şey gerçekleşmediğinde sadece bir mesajı kaybetmiyoruz. O mesajın taşıdığı bütün ihtimalleri de kaybediyoruz.
Bugün hâlâ bunun kesin cevabını bildiğimi söyleyemem. Ama artık kendime daha dürüst bir soru soruyorum:
Birinin bana yazmasını mı istiyorum?
Yoksa o kişi yazdığında hissettiğim kişi olmayı mı?

“Bir Mesajı Beklerken Aslında Neyi Bekliyoruz?” için 2 yorum

  1. Çok başarılı bir yazı olmuş içimdeki düşüncelerin bir başkası tarafından yazıya dökülmüş olması cidden çok güzel yazılarınızım devamını sabırsızlıkla bekliyorumm.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top